Boşanmanın Neden Olduğu Duygusal Sorunlardan Kurtulmak

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Boşanma, eşlerin yaşayabileceği en sarsıcı yaşam olaylarından biridir, ancak bu zorlu süreci iyi yönetebilmek ve değişen hayatı yeniden düzenleyerek yola devam etmek için zamana, doğru seçimlere, sosyal ve psikolojik desteğe ihtiyaç vardır.

Boşanma ile evliliğin sonlanması, dolayısıyla bir insanın hayatınızdan çıkıp gidişi tam olarak ölüm ayrılığı acısını vermese de ona çok yakın duygular içinde olmanıza neden olur. Bazı özel durum ve ilişkilerde ise, özellikle de boşanma eğer bir başka kişinin varlığı ya da bir ihaneti nedeniyle gerçekleşmişse bu duygular yoğun yaşanır. Kişiler, ayrıldıkları eşleri için o kadar fazla acı çekerler ki, bu acıyı ‘ölse bu kadar üzülmezdim’ diyerek tanımlayabilirler. Bu acının bu şekilde ifade edilmesi, yaşanan duygunun yoğun kızgınlık, öfke içermesi nedeniyle olabilir. Kişinin, ayrıldığı partnerine yönelik duyguları; aşk, sevgi, nefret ve kızgınlıkla, incinmeyle, kıskançlıkla yoğun bir sarmala dönüşür. Hatta öyle ki, terk edilen kişi o güne kadar hissetmediği bir biçimde partnerine yönelik yoğun aşk duyguları yaşar. Aslında araya giren bir kişinin varlığı, aldatılan partnerin aldatan partere karşı duygularını alevlendirir, giden hiç olmadığı kadar kıymetli olur.

Boşanma sonrası yaşanılan duygular, her zaman olmasa da yas sürecine benzerlikler gösterir. Bazı boşanmalar ise neredeyse bir kutlamaya dönüşür. Kuşkusuz bu farklılıklar hem evlilik süreciyle hem boşanmanın nedenleriyle, hem de kimin ne istediğiyle ilgilidir. Ancak her durumda sonuç itibariyle bir evlilik sonlanmıştır. Boşanma hiç kuşkusuz kişilere ölüm gibi geri dönülemez kesinlikte bitişler yaşatmaz. Her biten evliliğin tarafları yaşadığı sürece, özellikle de çocuklar varsa iletişim bir şekilde devam edecektir, hatta bazen geri dönüşler bile gerçekleşebilir.

Boşanma sonrası hissedilenler, pek çok faktöre bağlı olarak çeşitlense ve farklı yoğunlukta olsa da başlangıç için kayıp sonrası yaşanılanlara benzer aşamalar, bazen sırasıyla bazen atlayarak, bazen de aynı anda yaşanabilir. Bunlar;  inkâr, üzüntü ve başlangıç ​​için öfke içeren duygulardır. Bu süreçte ağlama ve gözyaşlarının akıtılması iyidir. Bu konuda kadınlar erkeklere göre daha şanslıdırlar. Onlar duygularını rahatlıkla açığa vurabilir, davranışlarıyla da duygularını boşaltabilirler. Erkekler ise toplumsal koşullanmaların yanı sıra başkalarınca zayıf görünmemek adına gözyaşlarını içlerine akıtmayı tercih ederler. Oysa onların da rahatlamaya, duygularını serbest bırakmaya ihtiyaçları vardır, bu nedenle işlevsel olmayan bazı yöntemlere yönelerek acılarını daha da artırabilirler.

Öfkeye yol açacak içsel diyaloglardan kaçının

Her boşanma taraflarda öfke duygusuna yol açar, ancak boşanma isteğini daha fazla dillendiren ya da istekli olan taraf öfkesinde haklı olduğunu düşünürken ve içsel diyaloglarını bu doğrultuda oluştururken terkedildiğini ya da istenmediğini düşünen tarafın öfkesi daha yoğun olur, bu öfkeye karşı tarafın suçlanması dahil edildiğinden hem reddedilmenin yol açtığı benlik saygısındaki düşüş, hem içinde bulunulan durumun sorumlusu olarak karşı tarafı görme, içsel diyalogların bazen dışa vurulmasına da yol açabilir. Kişi kendisini sürekli doldurur ve öfkesi böylece beslenir, çoğalır, bazen şiddete dönüşür.

Aslında öfke, boşanma sonrası yaşanabilecek normal olarak kabul edilen duygulardan biridir ve derin bir acının ifadesi olarak ortaya çıkar. Yaşanan yoğun acının sorumluluğu bazen karşı tarafa bazen de kişinin kendisine yüklemesiyle birlikte içsel diyaloglar da kendine bir hedef bulur. Her iki durumda da kişinin acısı giderek artar. Öfkeye yol açan acıya odaklanmak,  öfkeyi “yeniden tanımlamak’ ya da öfkeye yol açan acıyla yüzleşmek, acının kendisine odaklanmak, acıya yol açan bir suçlu aramayı bırakmayı kolaylaştırır. Boşanma acı verir. Bu gerçeği kabullenmek, öfke yaşamanızı tamamen ortadan kaldırmasa da azaltacaktır. Çünkü yaşadığınız acı sizi öylesine etkisi altına alacaktır ki kim haklı, kim haksız ya da suçlu peşinde koşacak enerjiniz kalmayacaktır. Enerjinin bu şekilde tüketilmesi gerekli mi ya da doğru bir yol mu? Bu sorunun cevabı, öfkenizi kontrol almanızı sağlıyorsa ‘evet’ olacaktır. Aksi halde öfke duygusu yerini suçlama ya da suçluluk duygularına bıraktığında çekeceğiniz acı çok daha şiddetli olabilir. Zira bu defa pişmanlıklar yaşar, ‘ah keşke’ diye başlayan cümleler kurarak hayatı kendinize zindan eder ve geçmişte takılıp kalırsınız, önünüzü göremez hale gelip yere kapaklanırsınız. Hiç kimse arkaya bakarak uzun bir süre yürüyemez değil mi?

Boşanmaya yönelik duygularınızı  çocuklarınıza göstermeyin

Ne yaşadığınız acıyı, ne karşı tarafa duyduğunuz öfkeyi, kısacası duygularınızı çocuklarınızın gözü önünde yaşamayın. Çocuklarınıza eski eşinizi şikâyet etmeyin, kötülemeyin, suçlamayın. Ne yaşayacaksanız, onların olmadığı zamanlarda, olmadıkları yerlerde yaşayın. Aksi halde bu yöntem  o an için duygu boşalımınızı sağlayarak size rahatlık verirken bu defa duygusal acının çocuklar tarafından yaşanmasına neden olacaktır. Ayrıca çocuklarınız ayrılan ebeveyne yönelik karşıt duygular içine girecek ve ebeveynleriyle aynı DNA’yı paylaştıkları için de bu zıt duygularla baş edemeyeceklerdir.

Kendinize özen gösterin, kişisel bakımınızı ihmal etmeyin.

Siz kendinize özen gösterdikçe aynada gördüğünüz yüzünüz de sizin duygularınıza yansıyacaktır. Birbiriyle etkileşime girecek olan bu yansımalar gün içinde kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Unutulmaması gereken şey, bedenimiz ile duyguların birbirini etkilediğidir. Kendinize ne kadar kötü davranır ve özen göstermezseniz duygularınız da bu duruma paralel biçimde ortaya çıkacaktır. Aksine bedeninize iyi davrandıkça, temizliğinize ve görünümünüze itina ettikçe (abartıya kaçmadan) hem çevrenizdekiler sizden olumlu etkilenecekler hem de bu etkilenişten siz de etkileneceksiniz. Beslenmenize dikkat etmek, yürüyüşlerinizi yapmak, alışverişe çıkmak, arkadaşlarla birlikte olmak size iyi hissettirecektir.

Kendinizi suçlamayı ve kendinizde kusur aramayı bırakın

Artık olan oldu, boşanma ile ilgili yapılması gereken işlemler tamamlandı.  Şimdi artık kendiniz ve varsa çocuklarınız için, hayatınız ve geleceğiniz için ne yapmak istediğinize odaklanmak zamanı. Olanlar sizi çok üzüyor ve pişmanlığınız giderek büyüyorsa ve durumu değiştirilebileceğinizi düşünüyorsanız ve bunu istiyorsanız, yeniden deneyebilirsiniz. Ancak duygularınızdan çok eminseniz, artık ‘kendim ettim, kendim buldum’ demenizin bir yararı yok. Bu önemli kararı aldığınıza göre o sırada öyle hissediyor, öyle istiyordunuz. Şimdi ise farklı bir durumdasınız ve farklı hissetmeniz çok normal. Bu yeni durum, geçmişte verdiğiniz kararı bugün sorguladığınız için çok da adil bir sorgulama değil. Yine de alacağınız profesyonel destek size verdiğiniz kararla ilgili yaşadığınız tutarsızlıklar konusunda yardımcı olacak ve gerçekten ne istediğinizi açığa çıkaracaktır.

 Duygularınızı paylaşacağınız kişi/kişiler konusunda seçici olun

Boşanma sonrası içinde bulunduğunuz yoğun duyguları birileriyle paylaşmak isteyebilirsiniz. Paylaşmak yaşanan acıyı azaltır, ancak paylaşım yapacağınız doğru kişiyi bulursanız. Aksi halde paylaşmak yararlı değil, zararlı olabilir.

Paylaşım için kimi seçmelisiniz? Bu kişi aileden biri mi olmalı,  arkadaşlarınızdan biri mi, yoksa yabancı biri mi? Her üç seçenek de uygun olmayabilir. Zira her birinin kendine göre bazı avantajları ve dezavantajları vardır ki daha sonra paylaşımlarınız için pişmanlık yaşayabilir, kendinizi rahatlamış hissetmeyebilirsiniz. Neden mi? Ailenizden birine en derin acınızı yönelttiğinizde o sizden daha fazla açı çekebilir ve yaşadığı acı nedeniyle sizi teselli etmek yerine yangına körükle gidebilir ve acınızı istemeden artırabilir. Böylece tek kişilik acınız, paylaştığınız aile bireyi kadar çoğalır.

Peki ya arkadaşlar? Arkadaşlar paylaşım için ideallerdir, ancak gerçekten empatik dinlemeyi becerebiliyor ve sizi kışkırtıcı davranmıyorlarsa. Ayrıca en gizli duygularınızı paylaşacağınız arkadaşlar sonrasında bu bilgi ve duyguları başka bir yerde paylaşmazlar ve size karşı kullanmazlarsa; Ne kadar güvenebilirsiniz?

Üçüncü seçenek, sizi tanımayan bir yabancıya açılmak. Bu nasıl mümkün olabilir? Yani sizi tanımayan birini nereden bulacaksınız? Sakın sosyal medya demeyin, asla bunu düşünmeyin. Sizi dinleyebilecek profesyonel bir uzmandan yardım almak yalnızca paylaşma duygunuzu değil, alacağınız destek ve duygularınızı açığa çıkartıp size kendinizi tanıma ve sorununuza çözüm bulma konusunda da yardım eder, üstelik güvenilir ve tehlikesizdir.

Dördüncü seçenek, çok fazla rahatlatıcı olmasa da acı ve öfke düzeyinizi biraz daha aşağılara çekebilir. Bunun için duygularınızı, iniş ve çıkışlarınızı detaylandıran, sınırsız özel bir günlük tutabilirsiniz. Ancak bu günlüğün günün birinde birilerinin- özellikle de varsa çocuklarınızın-  eline geçme ihtimaline karşı dikkatli olmanız gerekir. Bunun yerine duygularınızı yazıp yakarak yok etmeyi deneyebilirsiniz, ya da kimsenin olmadığı bir zamanda kendi kendinize sesli olarak konuşabilirsiniz. Burada amaç, duygunuzu içeride tutmak yerine ifade etmenin iyileştirici yönünden yararlanmaktır.

Son olarak da konu ile ilgili bezer sorunları yaşayan kişilerle, kimliğinizi ifşa edecek bilgiler vermeden paylaşımlar yapmaktır. Bunun için forumumuza katılabilirsiniz. Bu yol, yazdıklarınıza karşılık bulmanızı, yalnız olmadığınızı hissetmenizi, benzer sorunu yaşayan kişilerin deneyimlerinden yararlanmanızı ve farklı bakış açıları sayesinde olaya farklı yönlerden bakmanızı sağlayabilir.

Hayat Üniversitesi

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Boşanmanın Neden Olduğu Duygusal Sorunlardan Kurtulmak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Hayat Üniversitesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!