Yalnızlık Acısı

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yalnızlık Acısı

Hemen herkes belirli anlarda yalnızlığın acısını hisseder. Yalnızlık kısa ve yüzeysel olabileceği gibi yoğun ve şiddetli olabilir. Örneğin, bir takım için seçilen son kişi olmak gibi sosyal bir dünyada yalnızlık ya bir eşin ya sevgili bir arkadaşın ölümünü yaşadıktan sonra hissedilen bir duygu olabilir. Günümüzde ise geçici yalnızlık o kadar yaygındır ki aslında onu hayatın bir parçası olarak kabul ederiz.

İnsan doğası gereği sosyal bir varlık olduğundan sevgi, yakınlık, sosyal bağlılık ihtiyacı içindedir.  Bu ihtiyaçların karşılanamaması büyük bir mutsuzluk kaynağı olabilir. Sosyal bir varlık olan insan için sağlık ve esenliğin ve diğer şeylerin yanı sıra, başka insanlarla olan bağlarda tatmin ve güvende olmak ve ‘sosyal bağlantı’ dediğimiz ‘yalnız kalmama” isteği bir gereklilik olarak yer alır.

Sosyal yalnızlığın sağlık üzerinde yüksek tansiyon, egzersiz eksikliği, obezite veya sigara kullanma üzerinde karşılaştırılabilir bir etkisinin olduğunu ortaya koyan çeşitli araştırmalar mevcuttur. Elde edilen istatistiklerin gerisinde genellikle, kelimenin tam anlamıyla yalnız olmak değil, yalnızlık olarak bilinen öznel deneyim yer almaktadır. Bununla birlikte hemen hepimiz zaman zaman yalnızlık yaşayabilir veya herhangi bir zamanda yalnız hissedebiliriz. Bu duygu durumuna girip çıkmamız, sadece insan olduğumuz içindir.

Yalnızlığın sosyal bir acı olduğu fikri bir metafordan daha fazlasıdır. Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (FMRI) bize, reddedilmeyi deneyimlediğimizde aktive olan beynin duygusal bölgesinin fiziksel ağrı nedeniyle oluşan duygusal tepkileri kaydeden, aynı bölge olduğunu göstermektedir. Hem fizyolojik hem de davranışsal bozulma, karşılanmayan bir bağlantı ihtiyacını kronik bir duruma dönüştürebilir ve böyle olduğunda işleri daha iyiye doğru değiştirmek, yalnızlığın biyolojimizde ve evrimsel tarihimizde oynadığı rolün tüm derinliğini ve karmaşıklığını hesaba katmak gerekir.

Yalnızlık, ancak kalıcı, kendi kendini güçlendiren bir olumsuz düşünce, duyum ve davranış döngüsü yaratacak kadar uzun süre yerleştiğinde ciddi bir endişe konusu haline gelir. Ancak yalnız kalmanın acısını hissetmenin ciddi bir olumsuzluk olmadığını da belirtmek gerekir.

Fiziksel acı, nasıl ki bireyi fiziksel tehlikelerden koruyorsa yalnızlık olarak bilinen sosyal acı da benzer bir nedenle evrilerek bireyi izole kalma tehlikesinden korur. Çünkü bu duyguyu yaşayanlar aynı zamanda bu duygudan kurtulmanın çaresini de ararlar ve bu durumu bir sorun olarak görerek başkalarına ulaşmak, zayıflamış veya kopmuş bağları yenilemek için çabalarlar. Ancak bu sırada yürekten hissedilen; anlık, bireysel çıkarlara hizmet etmeyen ve kişiyi çeşitli şekillerde davranmaya iten sürekli bir acı vardır. Bu acı sanki kişiyi kendisinin dışına çıkaran, referans çerçevesini anın ötesine genişleten bir acıdır. Yalnızlığın acısı, derin ve yıkıcıdır.

Yalnızlık acısı yaşıyorsanız ve yalnızlığınıza neyin sebep olduğunu öğrenmek ve kendinizi yalnız hissetmemek için hayat üniversitesinin ücretsiz online/yüz yüze eğitim programlarına kaydolabilir, benzer sorunu yaşayan diğer kişilerle yazışabilir, sosyal etkileşim gruplarımıza katılabilirsiniz.

Hayat Üniversitesi

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Yalnızlık Acısı

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Hayat Üniversitesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!