İlişki Kaybıyla Nasıl Başa Çıkabiliriz

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İlişki kaybıyla nasıl başa çıkılabilir?

Bir ilişki bittiğinde bazı duygusal sorunlar da başlar, ancak bu sorunların neler olacağı ya da neler olduğu, yoğunlukları, süresi kişiye göre değişir. Öncelikle ilişki ayrılığına kimin neden olduğu veya kimin bu ayrılığı dile getirdiği, özetle son noktayı kimin koyduğu duyguların belirlenmesinde önemli, bir başlangıç noktasıdır. Zira insanlar bir kayıp yaşadıklarında ‘neden?’ sorusunu sorarlar. ‘Neden bu benim başıma geldi, öyle değil de böyle olsaydı farklı mı olurdu, neden bunu söyledim, neden bana öyle davrandı? gibi pek çok soru akla gelir. Bu sorular aslında açığa çıkan duygusal akışın hem yönünü belirlemek hem de yaşanan karmaşık duyguları daha tanımlanabilir hale getirmek için gösterilen çabalardır. Zira hissedilen her bir duyguyu diğerlerinden ayırt ederek her biri ile baş etmeye çalışmak hem daha kolaydır hem de kişinin duygusunu tanımlayarak ona göre yapması gerekenleri planlaması gerekir. Özellikle yaşanılan acı verici durumun sorumlusunu bulmak, aynı zamanda duygu yükünü aktaracak bir hedef bulmak anlamına gelir. Aksi halde duygular başıboş bir halde akarak önlerine çıkan herkese zarar verecek davranışlara yol açar, özellikle de öfke ve kızgınlık duyguları.

Kişinin ayrılıktan kendini sorumlu tutması çoğunlukla suçluluk, pişmanlık ve üzüntünün yanı sıra kendine yönelik kızgınlık duygularına yol açarken, karşı tarafı suçlaması ise yoğun öfke duygularına yol açar. İlişki ayrılığı sonrasında yaşanılanlar, ilişkinin niteliğine, tarafların birbirlerinden beklentilerine, geçirdikleri süre ya da paylaşım yaptıkları zamana ve özellikle de kişilik özelliklerine göre farklılık gösterir.

Bazen ayrılık isteği her iki tarafın ortak kararı gibi görünebilir. Böyle durumlarda bile taraflar birbirlerinden bağımsız olarak yine de asıl suçluyu bulmaya çalışır. Bu suçlu, ille de taraflardan biri olmayabilir, ancak taraflardan birine ait bir koşul, bir durum, bir neden genellikle bulunur.

Birlikte alınan karar ya da taraflardan birinin verdiği karar sonrasında her iki taraf da kendi acısını yaşar. Bazen bu acı tarafları yeniden birleşmeye, bir araya getirmeye hizmet edebilir. Ancak ayrılık geri dönülemez bir yola girmişse yapılacak şey, yaşanılan yas durumunun yaşamı altüst etmesine izin vermemektir. Başlangıçta acının yaşanması doğaldır ve bu acıdan kaçınmanın bir yolu da yoktur. Çeşitli biçimlerde acıdan kurtulmaya çalışmak, örneğin durumu inkâr etmek, tamamen başka şeylere ya da yeni bir ilişkiye yönelmek acının bir süre sonra yeniden ve üstelik bu defa daha yoğun bir biçimde ortaya çıkmasına neden olur.

Öyleyse ne yapılmalı?

İlk olarak ayrılık tüm nedenleri ile ortaya konulmalı ve bu gerçekle hem zihinsel hem duygusal olarak yüz yüze gelinmelidir. Yüzleşme, aynı zamanda bir kabuldür. Konu hakkında konuşmak, paylaşmak, hatırlatıcılardan kaçınmamak anlamına gelir. Ancak bazen ilişki ayrılığında yaşanan acı o kadar yoğun hissedilebilir ki uzmanlarca önerilen bu ilk aşama kolay gerçekleşemez. Böyle durumlarda ille de kişi acısıyla yüzleşmek zorunda değildir. Her önerilen reçete herkese uygun düşmez. Herkesin acı ile baş etme biçimi kendine özeldir ve geçmiş deneyimlerle belirlenmiştir. Bu nedenle ilişki ayrılığı sonrasında tüm hatırlatıcılardan uzaklaşmak da bir yol olabilir, ancak ayrılık gerçeğini göz ardı ederek bu yapılmamalıdır. Aksi halde kişi, olmayan bir durumu varmış gibi sürdürmeye devam eder ve bu defa gerçeklerden uzaklaşır, yaşamını da bu doğrultuda sürdüreceği için başka sorunlarla, kısıtlarla karşılaşır. Bir şeyi yok saymak, o kişi gerçekten hayatınızda yoksa eğer ise yarar. Aksi halde inkâr edilen her şey, her seferinde kişiye kendini hatırlatır. Bunun yerine gerçeği kabul ederek acıdan uzaklaşmak için bazı yöntemler denenebilir, bunlardan biri de konu ile ilgili konuşmaktan kaçınmak, hatırlatıcılardan uzak kalmak biçiminde olabilir. Hangi yol kişiye daha iyi geliyorsa o yol denenmelidir. Israrla ‘acınla yüzleş, resmini karşına koy bak’ ya da ‘hatırlatıcılardan kaçma’ demenin bir gereği yoktur. Nasıl ki her ilaç benzer hastalıklarda herkese verilmezse, psikolojik bir takım sorunların çözümünde de aynı yöntemler herkes için geçerli değildir.  Genellikle tercih edilen, işe yaradığı bilinen yöntemler de yine herkes için uygun düşmeyebilir. Herkesin acısı kendine özel olduğu gibi o acıdan kurtulma yolları da kendine özeldir.

Çivi çiviyi söker mi?

Kuşkusuz her zaman değil. Peki denenebilir mi? Neden olmasın?

Bu yöntem, yani yeni bir ilişkiye başlama, kişi kendini doğru bir seçim yapabilecek durumda hissediyorsa ya da kendini hemen yeni kişiye tamamen kaptırmadan bir arkadaşlık mümkün görünüyorsa, kısaca kişiye bu yeni başlangıç iyi geliyorsa neden olmasın?

Aslında uzmanların görüşü genellikle kişinin hemen yeni bir ilişkiye başlamamaları yönündedir. Bunun nedeni biten ilişkinin ardından yaşanan acı ile hatalar yapılabileceği düşüncesidir. Öncelikle ‘hata’ olarak görülebilecek konu üzerinde durmak gerekir. Hata, kişinin karşısına çıkan ve ona kendisini iyi hissettiren kişinin yanlış kişi olma olasılığı mı, yoksa iyi hissedişin bir yanılsama olacağı mı? Hangisi? Bu sorunun cevabını hemen vermek mümkün değilse de yeni ilişki için seçilen kişinin olumsuz bir takım özelliklerinin olduğu bilindiği halde, yani başlangıçta kişiye hoş duygular yaşatarak acıyı hafifletse bile sonrasında daha büyük sorunlar yaşatabilecek biri olmasına rağmen ilişki başlatılırsa bu bir hatadır, çünkü  yanlış kişi seçilmiştir. İyi hissedişin yanılsama olabileceği ihtimali ise denenmeden bilinemez.

En kestirme ve en zor olan, ancak ilişki ayrılığı yaşayan herkes için; başlangıç sürecinde değilse bile acıyı yaşadıktan sonra ya da yaşarken ileriye doğru bakmayı da bilmek, becerebilmektir. Geçmişi geçmişte bırakmak hiç kolay değildir. Önerilen teknikler denenebilse de her zaman işe yaramayabilir. Ancak çıkış için yapılması gereken, o kapıyı görmek ve oraya doğru ilerlemek için adım atmaktır. Çünkü hayat devam ediyor, onsuz da devam edecek. Olup bitene çare yoksa madem, çok değerli olan akıp giden zamanı, artık olması mümkün olmayan için ağlayarak ve ‘keşke’ diyerek geçirmek yerine gelecekle ilgili planlar yapmak ve yeniden başlamak için enerji toplamaya, hazırlanmaya harcamak en iyisidir.

Geçmişin üzüntüsünü, kızgınlığını, acısını içinizde taşıyarak geleceğinizi yönlendiremezsiniz. İlişkiler bitebilir, bazıları ise sürer gider. Hiçbirimiz bir ilişkiye başlarken onun bitmesini istemeyiz, ancak ne yazık ki onu bitirmek için bilmeden pek çok hata yaparız. Sanki ilişkimiz garantidir, sahip olduğumuz şeydir, bize aittir ve değişmezdir gibi bize gelir. Zaten bu nedenle bittiğinde yaşadığımız şaşkınlık ve sonrasında yaşanan acı yoğundur. Oysa ilişkiye emek vermek gerekir. Başka acılar yaşamamak için hem doğru seçimler yapmak hem de ilişkiyi sürdürmeye gönüllü olmak, yani çaba göstermek gerekir. Tüm bunlara rağmen ilişki ayrılığı yaşayabilir misiniz? Kuşkusuz bu sorunun cevabı ‘evet’ olacaktır. Zira neyin nasıl gideceği, nasıl ilerleyeceği baştan bilinemez, tıpkı başımıza ne geleceğinizi önceden bilemeyişimiz gibi. Ancak bu bilinmezliklere rağmen bilmemiz gerekenleri yapmayı sürdürürsek sonrasında kontrolümüz dışında başımıza gelen gerçeklerle yüzleşmemiz daha kolay olur.

Acı çekmeye gelince… Her bitiş insana acı verir, ancak yoğunluğu, yaşanma biçimi ve süresi bitiş nedenine bağlı olarak değişir.

Hayat Üniversitesi

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
İlişki Kaybıyla Nasıl Başa Çıkabiliriz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Hayat Üniversitesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!