Bekar Kalma/Evlenememe Korkusu
Bekar kalma korkusu, kişinin yaşına, hayata bakış biçimine, eğitimine, cinsiyetine, içinde bulunduğu kültürel ortamın ve çevrenin beklentilerine göre farklı biçimlerde hissedilen bir duygu olsa da, toplumun kadın ve erkeğe yüklediği roller nedeniyle genellikle rahatsızlık verici bir duygu olarak hissedilir. Kuşkusuz bazı kişi ve bazı durumlarda aksine özgürlük, rahatlık ve huzur biçiminde de hissedilir. Ancak bu olumlu hissediş, genellikle bireyin daha önce evlilik ya da birlikteliği ile ilgili kötü deneyimleri varsa yaşanır. Zira özgür ve huzurlu hissetmek, herhangi bir birliktelik deneyimi yaşamamış bir kişi için zaten içinde olduğu bir duygu durumudur ve kişi aksini yaşamadığı sürece bu duygunun cazibesini de pek fazla hissetmeyebilir. Ayrıca, bekarlık her zaman kişiye özgürlük ve huzur vermeyeceği gibi, evlilik de her zaman özgürlüğü kısıtlayıcı, huzuru bozucu değildir. Her iki durumun da kendine göre avantaj ve dezavantajları vardır.
Bekar ve bir ilişki içinde olmama, kişilerde yalnızca korku değil, aynı zamanda yalnızlık ve boşluk duygularına da yol açar. Özellikle, insan ilişkilerini özelleştiren ve bu anlamda güzelleştirerek sevinç yaşatan belirli günler, bekarlar için yalnızlığın en yoğun bir biçimde hissedildiği zamanlardır. Kuşkusuz özel günlerin taşıdığı genel anlam, kişilerin içinde bulunduğu özel koşullara göre farklılaşabilir. Örneğin, anneler günü, annesini kaybeden kişiler için acı verici bir gün olarak yaşanırken, annesine erişim imkânı olan kişiler için mutluluk vericidir. Sevgililer günü, sevgilisi olan kişilere sevinç duygusu verirken, sevgilisinden ayrılan ya da sevgilisi olmayan kişiler için tam tersine üzüntü, keder, öfke, benlik saygısında düşüş, özgüven kaybı gibi acı verici duygulara neden olabilir. Öyle ki bu özel günün kendisine hitap etmediği ya da kötü anıları hatırlattığını düşünen kişiler, acıdan kaçmak için o günün gelmesini, o gün ile ilgili konuşulmasını, konuya ilişkin haberleri, reklamları dahi izlemek istemez. Özetle, özel günler bekarlar için potansiyel kâbus günleridir. Oysa ikili ilişkilerde özel günler, kişiler için tatlı bir heyecan, sevinç ve mutluluk vericidir ve bu duygular evrenseldir.
Üremeye, çoğalmaya yönelik; biyolojik, toplumsal, kültürel, psikolojik ve sosyolojik potansiyeli bünyesinde barındıran insan için evlenmek ve çocuk sahibi olmak, adeta bir gereklilik gibidir. Öyle ki, bir kişinin iyi bir işi, çeşitli hobileri, zengin bir sosyal çevresi, ekonomik ve sosyal olanakları olsa dahi yine de evlenmeye yönelik toplumsal beklentiler, çoğunlukla diğerlerine baskın çıkarak kişiyi evlenmeye zorlar. Özellikle kadınlara doğurganlıklarının sürekli hatırlatılması onları evlenme ve çocuk sahibi olma isteğine yöneltir. Ayrıca, bekar olmak ya da henüz evlenmemiş olmak, evlenme çağını geride bırakmak, kişide bir sorun olduğunun düşünülmesine yol açan sosyal yargı nedeniyle de endişeye yol açar. Çünkü toplum, evlenme çağına gelmiş kişiler için bir takım normlar, atılması gereken adımlar belirlemiştir. Hatta yalnızca toplum/kültür değil, Biyoloji, Tıp, Genetik bu adımları belli yaş dilimleri içine yerleştirerek beklentinin gerçekleşmesi için kişiyi adeta zorlamaktadır; aksi halde evlenme zamanı geçildiğinde bazı beklentilerden de vazgeçmek gerekecektir. Zira hem çocuk sahibi olabilmenin hem de sağlıklı çocuk dünyaya getirebilmenin tıbbi olarak belirlenmiş bir zamanı vardır. Bu nedenle henüz evlenmemiş kişiye, ‘ne zaman evleneceksin, hayatında kimse yok mu, bir aday var mı? Soruları yöneltilirken, evli çiftlere de ‘bebek var mı, sakın geç kalma?’ Benzeri psikolojik baskı yaratan sözler yöneltilir, yani toplumsal normlar, kişilere dayatılır. Bu nedenle zaman geçtikçe evlenme olasılığının giderek azaldığı düşünülerek evlenememe korkusu yoğunlaşır ve kişide sürekli kaygıya neden olur. Korku ve kaygının iç içe olduğu bu duygular, daha büyük korkulara yol açarak kişiyi yanlış kararlar almaya yönlendirebilir. Zira evlenme şansını kaçırdığını düşünen kişiler, bu defa önlerine çıkan ilk fırsatı değerlendirmeye çalışarak karşılarındaki kişinin kendileri için uygun/doğru kişi olup olmadığına bakmadan hayatlarının hatasını yapabilirler.
Hayat Üniversitesi
