ÜVEY AİLE
Aile, tüm üyelerinin kan bağı veya evlilik yoluyla yakın bir ilişkiye sahip olduğu sosyal bir birimdir. Uzun süreli bir ilişkiye dayanan aile yapısı, eşlerden birinin ölümü veya boşanma nedeniyle değişebileceği gibi eşlerden birinin veya ikisinin yeniden evlenmesi ile yine değişebilir. Bu durum, henüz ilk değişikliğe uyum sağlama sürecinde olan çocukların bu defa daha farklı bir yapısal değişikliğin içinde yer almalarına ve yeni oluşuma uyum gösterme çabası içine girmelerine neden olur. İki ayrı zorlanmalı değişim, çocuklar üzerinde oldukça önemli bir etkiye yol açar.
Yeni aile yapısı, üyelerinin sahip olduğu rollere göre farklı biçimlerde tanımlanabilir ve çocuklara farklı sorumluluklar ya da kabuller yükleyebilir. Eşlerden birinin veya ikisinin eski evliliğinden veya ilişkisinden en az bir çocuğunun olduğu aileye ‘üvey aile’ ya da “karma aile” denilmektedir. Ebeveynler, eşlerini kaybetmenin olumsuz etkilerini en aza indirmek için yeniden evlendiklerinde böyle bir tanıma uygun aile oluştururlar. Bazı araştırmalar yeniden evlenmenin çiftler için olumlu sonuçlarını ortaya koyarken, çoğu araştırma önceki evlilik ya da birliktelikten olan çocukların, iki ebeveynli ailelerde yaşayan çocuklardan daha fazla olumsuz davranış geliştirme riski altında olduğunu ortaya koymaktadır.
Tek ya da iki biyolojik ebeveyni ile yaşarken, üvey ebeveyn, bazen de üvey kardeşler ile yeni bir yaşama geçiş, çoğu çocuk için zorlanmalı bir süreçtir. Bu süreçten olumsuz etkilenmenin şiddeti ve süresi; çocuğun içinde bulunduğu yaşa, kişilik özelliklerine, aileye katılan ebeveynle aynı cinsiyette olup olmamasına, öncesinde yaşanan olaylara ve bu olayları nasıl anlamlandırdığına bağlı olarak farklılaşsa da aileden ayrılanların ya da aileye yeni katılımların olması, her çocuk için yeni uyum çabalarının başlatılmasını gerektirmektedir. Yetişkinler, bu durumun çocuk tarafından zamanla kabullenileceğini düşünseler de değişimin kalıcılığı bazen tam aksine çocuğun ruhsal durumunda ciddi bozulmalara ve davranışsal sorunlara yol açabilir. Yapılan araştırmaların çoğu, değişen aile yapısının çocuk üzerindeki olumsuz etkilerinin çeşitliliğine odaklanmaktadır. Aile, bireyin bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişimini sürdürdüğü toplumun temel yapısıdır. Anayasamızda yer alan “Aile Türk toplumunun temelidir. Devlet ailenin bütünlüğünü korumak ve refahını arttırmak için gerekli tedbirleri alır” hükmü, bu alanda yapılması gereken hizmetleri anayasal bir yükümlülük olarak ortaya koymaktadır. Ailenin korunması ve güçlendirilmesi, toplumsal huzur ve güvenin sağlanmasının da en önemli teminatıdır. Bu nedenle ailenin çocuk üzerinde oluşturabileceği sosyal ve psikolojik her türlü zararın önlenmesine yönelik yürütülecek hizmetler büyük önem taşımaktadır.
Foruma katılmak için tıklayınız
